Resimli Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resimli Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2009 Perşembe

Kavuşmanın Lezzeti ..




Ben seni kavuşmak için değil, kavuşmayı özlemek için sevdim
Öyle bir imza attın ki sol yanıma,
Gizli gizli dolaşıyorsun bedenimin her yanında...
Öyle bir yazıldım ki alnına, taşıyorsun gitsen de dünyanın öbür ucuna...
Buydu istediğim, hayatıma anlam katanım
Ben sensiz, sen bensiz hep yarım kalacak bir yanımız...
İçimdeki melankolik kadını besledim yokluğunla...
Bir kırmızı kadehin içinde boğuldum yalnızlığımla..
Adaklar adamadım kavuşmaların uğruna..
Çünkü sen kadar sensizliği de istedim ben
aşkın tadına doyasıya varabilmek adına..
Özlemek istedim seni,
Gecelerce uykusuz kalan bir kadının
Gözünü kapatıp rüyalara teslim olmasını istemesi gibi..
Havai fişekler patlamalıydı gözlerimde seni yeniden gördüğümde...

Kavuşmanın lezzetini sağlayan özlem değil miydi?
Özlenmeyen bir yürekte aşk barınabilir mi?

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Kelimeler Seni Anlattıkları İçin Mutlular Artık !




KeLiMeLer Seni anLattıkLarı için MutLuLar aRTık !!




Yalnızca yazdım... Hesabıma düşen bir kara kaderi, alnımın tam ortasından çekerken usulca, kanadının ıslaklığıyla yazdım... Sana yazdım seni. En kuytusunda anladım, en vazgeçilmezinde tuttum, en köründen tutuldum, ama seni sana yazdım.
Kanımın rengiyle sana adandım."





Yokluğun bir bıçak sırtı, sana boyanarak aydınlandım.
[
Ağrıyor elim şimdi, gözümün yolunda karabasanlar var, avucumda sıkışan yazım var. Gel ve sil yeniden gölgelerini, gel ve üçüncü gününden başla sana yazılanlara.





Kimsem olmadı benim, kimse sen olmadı hiç,
Kimse ellerim değildi, kimse gözüm kalmadı kanlı kınında. Kimse bilmedi, kimse sana yazdım olmadı, kimse sen demedi, kimse uyutmadı yüreğinin yastığınsa, kimse biz demedi, kimse vazgeçersen kendinden ben olamamki demedi... Kimse ben değildi senin kadar.
Sana yazdım işte, gözümün kimyasında duran nefesi, kanatlarına vurgun yemiş sevdalar akıtan sana anlattım,




Sana adandım... Sen’e, ben’e, biz’e...
Sıfıra bölünce beni, sana eşitleniyordum, birle çarpınca ellerimi seni anlatıyordum, ikiye toplayınca gözümü seni görüyordum, üçten çıkarınca yüreğimi; sensiz hiç kalıyordum...
Kentler buluyordum hep, sen olunca aşkın sonsuza akacağını biliyordum. Kimbilir, bilmediğim bir şarkıyı söylerken seninle, dudaklarının ses tonunu ezberliyordum sensiz kalınca senin gibi okumak için bir daha... Benim için martı kanadıydı ellerin, dokunduğum her an denizden esen rüzgarları hatırlatan. Gözlerindi, gözlerime baktığında gözlerimin çocuk hayalini gördüğüm, sendin öldükten sonra tanrının katına gülümseyerek beni götürecek olan melek, sendin sonsuza açılan kapının güzel bekçisi... Anlatılamayan kelimeydin hiçbir kitapta bulmayacağımı bildiğim halde hala aradığım.
Sendin o, senindi bana getirdiğin akında denizin gözlerini hissettiğim,Gözlerindi.
Sana yazdım,sıcacık hayatlar kokuyor kelimelerim seni buldukça. Ki nereye baksam, kimi görsem, kimi duysam sensin... Sen kalıyorsun gözlerimin en yüksek dağında... Ve sana yürüyüp dokunuyorum göğün yıldızlarına, umut veren ağaçlarına yaslanıp bulutların ardından bakıyorum güneşe. Sana uzandığım toprağa her yüzümü sürdüğümde, papatyalar kokuyor tenim...

Senden önceydi suflörsüz bir sahnede kör adam rolüm.
Ve senden öncelere denk geldi intihar mektuplarım. Sorgusu bitmiyordu düşlerimin, isyan çok sesli bir koro gibi sahnesinden vuruyordu yüreğimi. Senden önceydi sarmaşıklarla dolu umut yolları, seni bilmeden yürüdüğüm Ankara sokaklarıydı acıyı katık yaptığım sancılar... Her karartı, senden önceydi ellerimde yaşayan.



Geldin, sana yazdım ben... Hasır altı düşlerimin kırmızı kalemle altı çizili kelimeleriydin.
Sendin vurguna uğramış nefes alışlarımı kaybeden, sesindi dilimin teğet geçtiği her umudu bana anlatan...
İzlerimden geçen her bakış, sana dönen gün gibi çevreledi karanlığımı ve seninle gitti plastik kokum, seninle kurudu kanayan yanım. Sendin her şey, sendin seninle gelen gözyaşı hediyem...




Sana yazdım, düşünmeden, gözlerimi kapatarak...


Kelimeler seni anlattıkları için mutlular artık, bakışlarım da öyle.

Az önce fark ettim yüzümü yıkarken; aynaya bakan gözbebeklerimde uyuyorsun hala o eski sıcaklığınla... Uyanacaksın birazdan, biliyorum, ve sarılacaksın yine, sesinden akacak, senden duyulacak her şey...
Senim artık, tenim, dilim, bütün bildiğim."

1 Nisan 2009 Çarşamba

Boş Gözler


Gözlerim boş bakıyor gittiğin yola sanki
Bu seni son görüşüm unutmalıyım belki...
Gidiyorsun şimdi…
elime koyup dünden kalma umutlarımı, 'affet' 'unut'
deyip gidiyorsun bense bakıyorum bomboş gözlerle yüzüne,
öpüp sarılasım geliyor zincirlerim çıkıyor ortaya bağlıyor elimi kolumu
kabuğuma çekiliyorum aniden çığlık çığlığa bağırmam gerekirken…
Ama alıştım bir tanem
Sensizlik şimdiden çok zor geliyor
Ama yürüyemem ki ben şimdi
Bacaklarım koşmakta otobüsün ardından delice
Konuşamam ki artık
Dilim lal olmuş sana susmaktan
Ve bedenim ölmüş
Kalırsan uzakta bir gün karanlıkta
Kimsesiz bir çocuk gibi sessiz
Ah bir başka olur yine seni sevmesi
Yüreğim buruk gözlerim yaşlı ama yine severim
Kara gecene güneş olurum yüreğim yaslı ama yine severim
Ben severim sen bilmesende
Ve beklerim dönmesende
Oralarda kırılıp incinirsen hissederim ben buralarda
Gelemem ya yanına
Beklerim ömrüm boyunca…